-
Üye Ol   Giriş Yap   Şifremi Unuttum      

  sinifsan.com
Ünver Eğitim Araçları İmalatı ve Okul Sınıf Araçları ve
Eğitim Gereçleri Satışı

ÜNVER EĞİTİM ARAÇLARI İMALATI VE OKUL SINIF DEKORASYONU
 
 Atatürk Köşeleri
 Yazı Tahtası
 Camlı İlan Panosu
 Mantar Pano
 Kumaş Kaplı Pano
 Atatürk Maskı Büstü
 Makam Arkalığı-Makam Panosu
 Satranç Ürünleri
 Atatürk Resmi
 Haritalar
 Bayrak ve Bayrak Direkleri
 Eğitici Levhalar
 Okul Dolapları
 Çizim Masası
 Prinç Harf
 Okul tabelası - Kat planı
 Takmatik çerçeveler
 Çelenk

Osmanlı Padişahı 2.Selim Hayat Hikayesi,2 Selim Kimdir.

imajlar/bayrakresim/2.selim.jpg

İkinci Selim Hayat Hikayesi 

    1566 yılının 19 Eylül günü, bir yaz sonunun bütük güzelliği ile dolu idi... Afyonkarahisar'ın güneyinde Sandıklı Dağlarının yamaçlarından bir toz bulutu yükseldi.Seksen, doksan kadar atlı, Sincanlı kasabasına yaklaşıyordu. Kasabalılar evlerinden dışarı uğramış;

   ''Saadetlü Şehzade Hazretleri gelirler!'' diyerek sokaklara seyre çıkmıştı. Atlılar yaklaştı..Aralarında yüzlerce av köpeği koşuyodu. Köpeklerin üstlerine canfes kumaşlar örtülmüştü. Tasmalarındaki elmas,zümrüt ve yakutlar,yaz güneşi altında,göz kamaştırıyordu. Zağarcılar,cins hayvanları zorlukla zaptediyorlardı. Kafilenin başı olduğu anlaşılan orta boylu,toplu,parlak yüzlü,romantik bakışlı,sakalsız bir atlı,çevresindeki doğancılar arasında at sürüyordu.Sincanlı kasabası halkının:

<<Şehzade Selim çok yaşa >>şeklindeki nümayişlerinden ,atlının,padişahın hayatta kalan tek oğlu olduğu anlaşılıyordu.O tarihte 42 yaşındaydı Annesi Hurrem Sultan gibi sarışındı.Kartal gagasını andıran burnunu atalarından ,canlı ela gözlerini babası Sultan Süleyman'dan almııştı.

                                       KARA HABER

ŞEHZADE -i Cihan Hazretleri avdan dönüyordu Kafileyi ,şehzadenin vurduğu av hayvanlarını taşıyan hizmetkarlar takip ediyordu .Sultan Selim henüz kasabaya girmişti ki ,üstü baştan ayağa kesif toz tabakasıyla kaplı bir atlı yorgunluktan ölmek derecesine geldiği ilk bakışta belli olan atından indi .Gayret göstererek yaklaştı.Şehzadenin üzengideki  ayaklarından birini yakalayıp başına koyduktan sonra :

-Veziri azam Paşa'nın namesidir Devletlü Sultanım ,dedi Bir zarf uzattı .Şehzase Selim:Bre sen kimsin dedi. Gözüm ıssırır ama,çıkaramadım Sadetlü Padişah pederinizin hassa çavuşlarından Hasan kulunuzum şehzadem .Sigetvardan gelirim .''Sigetvar ''kelimesi,havayı değiştirdi.Şehzadenin kaşları çatıldı:Var istirahat eyle dedi .Geçeyi gecirmesi için  kurulan otağına çekildi .Elinde tuttugu zarfı aceleyle yırtı.Damadı olan Vezir-i azam Sokollu Mehmet Paşa'nın mührünü tanimştı. Sokollu ,kendisinden çok genç olan kayınpederi Sultan Selim'e ''Padişah babanız vefat etti Cenab-Hak size uzun ömürler ihsan eylesin .Tez vakitte Orduy-ı Hümayun'a kavuşmak üzere yola çıkın diyordu ''

Sultan Selim heyecanla titredi..Gerçi babası yetmişini geçmişti.Ölmesi tabi bir  şeydi .Ancak o  kadar uzun zamandan beri saltanat tahtında idi ki ,ondan başka bir padişah olacağını zorlukla tasavvur edebiliyordu.Kendisi dogdugu zaman ,42 yıl önce bile babası,4 yıllık hükümdardı. Dededi Yavuz Sultan Selim'e yeişemişti. Kendisine taht yolunu açan ağabeyi Şehzade Mehmet in ölümünü, diğer ağabeyi Şehzade Mustafa ile küçük kardeşi Şehzade Bayezit'in katledilmelerini bir an huzursuzlukla hatırladı. Bunlardan Mehmet ile Bayezit, öz kardeşleriydi. Kendisi gibi babasının en sevgili hasekisi Hürrem Sultan'dan doğmuşlardı. Zaten Babası, Hürrem Sultan'dan başka bir kadına nadiren iltifat etmişti.

Bunları düşündükçe Sultan Selim'in huzursuzluğu arttı. Uykusu Tamemen kaçtı. Hislerini tahlile çalıştı.Evet yanılmıyordu .Saltanata p ek hevesli değildi .Belki sırada ağbeyleri odduğu zaman onları kıskanmıştı .Fakat Osmanlı devletinin tek varisi olarak kalınca ,ihtirasları yatışmıştı .Keşke babası daha uzun yıllar yaşasaydı da,o Kütahya sancak beyi olarak sakin hayatına edebilseydi.

Aman yarabbi ! Demek şu ! şu anda padişahtı Sokollu babasınn ölüm haberini gizlediğini yazmıştı.Ama bir hafta ,bir ay ,nihayet kırk gün sonra ''Cihan Padişahının ''nın öldüğünü merhum sultanının on milyonlarca tebası duyacak,sonra bu haber ,Avrupa'ya Asya'ya yayılacak oradan Yeni Dünya'ya atlayacaktı.

Osmanlı taht! Bu ,cihanın yarısına hükmetmek demekti.Sultan Selim,bir an endişe ve mesuliyet duygusuyla titredi .Atlas Okyonusu il e Sumatra ,Rus bozkırları ile Büyük Sahra arasındaki ülkeler,milletler,haklar tabi krallar,hanlar prensler yarından itibaren kendisinn ağzından çıkacak''olsun''veya ''olmaz''pekala''yahut ''hayır''gibi basit kelimelerle hayatlarını devam ettireceklerdi.Nemse çasarı,Acem şahı,İspanya kralı,ilk seferi hangisinin üzerine olacak diye telaşlı günler geöireceklerdi.Fransa ,Venedik Cumhuriyeti Doçu,Moskof Çarı ,peşkeşlerini sunup yüksek himaye ve dostlugunu kazanmak için birbirleriyle yarış ediceklerdi!


Ve Orduy-ı Hümayün insanlık tarihinin o ana kadar gördüğü en büyük silahlı kuvvet,şu anda Macaristan'ının zümrüt yeşili rengideki ovalarında Sigetvar önlerindeydi.Vezir-i azam ,bu ordunun başına geçmek üzere kendsini çağırıyordu.

                                    MESULİYET İSTEMEYEN PADİŞAH

HAYIR böylesine ağır birmesuliyeti istemiyordu. Ne çare ki on birinci Osmanoğlu olarak atalarının tahtına oturmaya mecburdu.Bunu yapacak sonra ,sonra devlet idaresini,iktidarlı biradam olduğu rivayet edilen damadı. Sokollu Mehmet Paşa'ya bırakacaktı.Babasının sert ihtarlarına rağmen şaraptan vaz geçememişti.O, şiir yazmaktan,şair ve alimlerle düşüp kalkmaktan zevk aliyordu.Gerçi tam bir Osmanoglu olarak yetiştirilmişti.Türkçe ,Arapça ve Farsça tahsil etmiş,edebiyat ,dini ilimler öğrenmişti. İyi ata biniyor ,silah kullanıyor,avlanıyordu.Babasının yanında bir çok sefere çıkmış meydan muharebeleri görmüştü. Fakat böyle şeylerden hoşlanmıyordu.

  Hasan Çavuş ,Sigetvar 'dan Sincanlıya tam bir haftada gelmiş,bu sürati sağlamak için bir ka at çatlatmıştı.Sultan Selim 

,tereddütler içinde Sincanlı'da tam bir hafta geçirdi. Sanki iradesi yok olmuştu.Esrarlı bir kuvvet ,müstakbel vihan padişahını .Anadolu'nun küçük bir kasabasında imparatorluğun en nazik günlerinde getireceği mesuliyetin azametiyle hasta gibiydi..Midesi bulanıyor ,başi dönüyordu.Nihayet  26 eylülde hareket emrini verdi.Ertesi sabah erkenden,sancak beyliğinin merkezi,Germiyanoğulları'nın eski taht şehri Kütahya'ya vardı. 27 eylül bir cuma gününe rastlıyordu. Sultan Süleyman Han'ın cennet-mekan olduğu ve cihan tahtının Sultnan Seim Han'a kaldığı ,uçsuz bucaksız Türk impratorluğunda ilk defa Kütahya'da resmen ilan edildi.Şehrin camilerinde cuma hutbesi ,Sultan süleyman namına okunuyordu.


Sultan Selim ,o akşam Kütahya'dan ayrıldı.Yanında başocası Hace-i Sultani Ataullah Efendi,lalası  Tütünsüz Hüseyin Paşa ve küçük bir maiyet bulunuyordu. Üç gün içinde Kadıköy'e varıldı.Bir kayıkla Topkapı Sarayı'na geçirildi.Padişah hemen Arz odasına girdi. Atalarının tahtına oturdu.Sarayın bahçeleri asker ve devlet adamlarıyla dolmuştu.Yeni padişaha biat etmek üzere teşrifat sırasına girmişlerdi.İstanbul camilerinin minarelerinden,,cihan devletin taht şehrinde oturmakla mağrur istanbullular için çok acı olan cenaze salatı veriliyordu. Sultan Süleyman 'ın öldüğünü öğrenen halk heyecan ve teessür içinde kaynaşiyordu.

Biat edenlerin başında Şeyhülisam Ebussuud Efendi geliyordu.İslam aleminin en büyük hukukcusu ,Sultan Süleyman'ın ''Kanuni''lakapıyla ölümsüzleşmesinde en büyük yardımcısı olan zat...Teşrifat sırası ölen hükümdarın en gözde şairi Baki efendiye 'ye de geldi 40 yaiında olan büyük şair kendisine bütün imkanları açan Sultan Süleyman'ın beş ay önce çıktığı seferden dönemeyeceğini hissetmiş:

Duamız oldu ey Baki hatadan saklasın Bari Hüdavent -i Cihan ,Sultan-ı a'dil,Şah Süleyman'ı diyerek sezgisiniifade etmişti.

Halk içinde mü'teber bir nesne yok devlet gibi olmaya devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi 

Saltanat dedikleri kim bir cihan gavgasıdır.

Olmaya baht-ü sa'adet dünyada vahdet gibi


diyen Sultan Süleyman daha o ılık ve sevimli 30 Eylül günü mazi olmaya başlamıştı. Baki bile:

Bi-hamdi'llah şeref buldu yine mülk-i Süleymani Cülüs etdi sa'adet tahtı'na İskender -i Sani mısralarıyla yeni hükümdarı selamlamayı ihmal etmiyordu.30 eylül 1566 günü İstanbul ,cülüs toplarının uğultusuyla sabahtan akşama kadar inledi.Sultan Selim ,Hazine-i Hümayün'ün mührünü açtırmak istemedi. Devletin en zengin kadını olan tek kız kardeşi Rüstem Paşa'dan dul kalan Mihr-üMah Sultan'dan 50.000 duka altını borç aldı.İstanbul'daki askare cülüs bahşişi verdi. Fakirlere sadakalar dağıtıldı.

Üç gün İstanbulda kalan Sultan Selim ,Fatih'in 2.Beyaztın büyükbabası Yavuz'un türbelerini ziyaret etti.

Atasözleri ve Açıklamaları

A - B - C - Ç - D - E - F - G - Ğ - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z -
Okul Sözlüğü

A - B - C - Ç - D - E - F - G - Ğ - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z -
Genel Kültür

Ülke Tanıtımları - Güncel Bilgiler -
Sinifsan Eğitim Araçları Toptan-Perakende İmalatı Tüm Hakları Saklıdır.© 2010 Altıncık Yazılım


Fetih Mah. Sarıkamış Sok No:48/A Ataşehir / İstanbul
Tel:0216 472 99 91 Fax:0216 472 52 99 Gsm:0535 237 85 13 Öğr.Hat:0505 058 12 09 info@sinifsan.com